Atriyal Septal Defekt (ASD)

Atriyal Septal Defekt (ASD) Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Atriyal septal defekt (ASD) nedir?

Atriyal septal defekt, kalbin sağ ve sol kulakçıkları arasındaki duvarda doğuştan bulunan bir açıklıktır. Bu açıklık nedeniyle kanın bir kısmı sol kulakçıktan sağ kulakçığa geçer ve sağ kalp ile akciğer damarları normalden fazla kan taşımak zorunda kalabilir.

Halk arasında kalp deliği veya kulakçıklar arası delik olarak da bilinen ASD, doğuştan kalp anomalileri arasında en sık görülenlerden biridir. Pek çok kişide yıllarca hiçbir belirti vermeden sessizce ilerleyebilir. Bazı hastalar bu tanıyı ancak ileri yaşta, tamamen farklı bir nedenle yapılan muayene sırasında öğrenir.

ASD doğru zamanda tanındığında ve uygun şekilde tedavi edildiğinde büyük çoğunlukla başarıyla kapatılabilen bir durumdur. Günümüzde pek çok hasta göğüs açılmadan, kasıktan yapılan küçük bir girişimle tamamen iyileşebilmektedir.

ASD ile PFO arasındaki fark nedir?

Bu iki kavram sıkça birbirine karıştırılır. Her ikisi de kalbin kulakçıkları arasındaki duvarda açıklık bulunması anlamına gelse de aralarında önemli farklar vardır.

Patent foramen ovale yani PFO, anne karnında normal olarak bulunan ve doğumdan sonra kapanması beklenen küçük bir kanalın açık kalmasıdır. Toplumun yaklaşık dörtte birinde PFO bulunur ve çoğu zaman herhangi bir sorun yaratmaz.

ASD ise daha büyük ve yapısal bir açıklıktır. Duvarın kendisinde gerçek bir doku eksikliği söz konusudur. PFO’ya kıyasla kalp üzerinde daha fazla yük oluşturma eğilimindedir ve daha sık tedavi gerektirebilir.

ASD neden olur?

ASD kalbin anne karnında gelişimi sırasında ortaya çıkar. Kulakçıklar arasındaki duvarın tam oluşmaması sonucu açıklık kalır. Kesin nedeni her zaman belli olmamakla birlikte genetik yatkınlık, bazı kromozom anomalileri ve gebelik sırasında maruz kalınan bazı faktörler rol oynayabilir.

Ailede ASD öyküsü olan kişilerde bu durumun görülme olasılığı biraz daha yüksek olabilir. Ancak çoğu hastada belirgin bir aile öyküsü bulunmaz.

ASD tipleri nelerdir?

ASD tek bir tip değildir. Açıklığın kulakçıklar arasındaki duvarda bulunduğu yere göre farklı tipler tanımlanır.

Sekundum tip ASD en sık görülen tiptir ve duvarın ortasında yer alır. Kateterle kapatmaya en uygun tip olup büyük çoğunlukta başarıyla uygulanabilir.

Primum tip ASD duvarın alt kısmında bulunur ve çoğu zaman kalp kapakçıklarıyla yakın ilişkilidir. Cerrahi tedavi daha sık gerekebilir.

Sinüs venozus tipi ASD duvarın üst veya alt bölümünde yer alır ve büyük toplardamarların giriş bölgelerine yakındır. Kateterle kapatma her zaman mümkün olmayabilir.

Hangi tipte ASD olduğu tedavi planını doğrudan etkiler. Bu nedenle doğru tanı ve tiplendirme büyük önem taşır.

ASD belirtileri nelerdir?

ASD’nin belirtileri açıklığın büyüklüğüne ve hastanın yaşına göre önemli ölçüde değişebilir.

Küçük ASD’ler çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Yıllarca fark edilmeyebilir ve yalnızca rutin muayenede duyulan kalp üfürümü nedeniyle tespit edilebilir.

Orta ve büyük ASD’lerde ise zamanla belirtiler ortaya çıkabilir. Çocuklarda efor sırasında çabuk yorulma ve nefes darlığı, sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve egzersiz kapasitesinde azalma görülebilir.

Yetişkinlerde ise tablo farklı olabilir. Uzun yıllar boyunca sessiz seyreden ASD ileri yaşta çarpıntı, nefes darlığı veya egzersiz kapasitesinde belirgin düşüş olarak kendini gösterebilir. Özellikle 40 yaş üzerinde atriyal fibrilasyon yani düzensiz kalp ritmi ASD’nin ilk bulgusu olarak karşımıza çıkabilir.

ASD nasıl teşhis edilir?

ASD tanısında en önemli ipucu muayenede duyulan kalp üfürümüdür. Ancak bazı ASD’ler üfürüm vermeyebilir ve başka nedenlerle yapılan incelemelerde tesadüfen saptanabilir.

Ekokardiyografi tanıyı netleştiren en önemli yöntemdir. Bu incelemeyle açıklığın yeri, boyutu ve kanın akış yönü ayrıntılı olarak değerlendirilebilir. Kalbin bu durumdan ne kadar etkilendiği de ekokardiyografiyle görülebilir.

Yemek borusundan yapılan özel kalp ultrasonu daha ayrıntılı görüntü sağlar ve işlem planlamasında kritik rol oynar. Bazı hastalarda kalp BT anjiyografisi de ek bilgi sunabilir.

EKG ve göğüs röntgeni de değerlendirme sürecinde kullanılabilir. Büyük ASD’lerde sağ kalp büyümesi ve akciğerlerde aşırı kan akımına bağlı değişiklikler saptanabilir.

ASD tedavi edilmezse ne olur?

Küçük ASD’lerin büyük çoğunluğu klinik olarak önemli sorun yaratmayabilir. Ancak orta ve büyük açıklıklar tedavi edilmeden bırakıldığında zamanla ciddi sorunlara yol açabilir.

Sağ kalp sürekli fazla çalışmak zorunda kalır ve zamanla büyüyebilir. Akciğer damarlarına aşırı kan gitmesi akciğer damar basıncını artırabilir. Bu süreç uzun vadede geri dönüşü güç akciğer damarı hasarına zemin hazırlayabilir.

İleri yaşta atriyal fibrilasyon gelişme riski artabilir. Bunun yanı sıra ASD varlığında bacak damarlarından kopan küçük pıhtıların açıklıktan geçerek beyne ulaşması ve felce yol açması da olası bir risk olarak değerlendirilir.

Bu nedenle klinik olarak anlamlı ASD’lerde zamanında müdahale büyük önem taşır.

ASD nasıl tedavi edilir?

ASD tedavisi açıklığın büyüklüğüne, tipine ve hastanın durumuna göre planlanır.

Küçük ASD’lerin bir kısmı çocukluk çağında kendiliğinden kapanabilir. Bu hastalarda düzenli ekokardiyografi takibi yeterli olabilir. Ancak kapanma gerçekleşmezse ve açıklık kalp üzerinde yük oluşturmaya devam ederse müdahale gündeme gelebilir.

Klinik olarak anlamlı ASD’lerde iki temel tedavi seçeneği vardır: kateterle kapatma ve cerrahi onarım. Günümüzde uygun hastalarda, özellikle sekundum tip ASD’de, kateterle kapatma tercih edilen yöntem haline gelmiştir. Ameliytasız (kateterle) ASD kapatma işlemi hakkında ayrıntılı bilgi için ilgili sayfayı inceleyebilirsiniz.

Ne zaman doktora başvurulmalı?

Çocukta efor sırasında çabuk yorulma, nefes darlığı veya sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları varsa kardiyoloji değerlendirmesi yapılmalıdır.

Muayenede kalp üfürümü duyulduğunda ekokardiyografi ile değerlendirme önerilir.

Yetişkinlerde yeni başlayan çarpıntı, egzersiz kapasitesinde belirgin azalma veya açıklanamayan nefes darlığı da değerlendirme gerektiren bulgular arasındadır.

Sık Sorulan Sorular

ASD kendiliğinden kapanır mı?

Küçük ASD'lerin bir kısmı özellikle erken çocukluk döneminde kendiliğinden kapanabilir. Ancak daha büyük açıklıklar genellikle kendiliğinden kapanmaz ve tedavi gerektirebilir. Takip sırasında kapanma olup olmadığı ekokardiyografiyle izlenir.

ASD ile PFO aynı şey midir?

Hayır. Her ikisi de kulakçıklar arasında açıklık bulunması anlamına gelse de farklı yapılardır. PFO anne karnında normal olarak bulunan küçük bir kanalın kapanmamasıdır ve toplumun yaklaşık dörtte birinde görülür. ASD ise daha büyük ve yapısal bir açıklıktır. Tedavi yaklaşımları da farklıdır.

ASD olan biri hamile kalabilir mi?

Küçük ve kapatılmış ASD'lerde gebelik genellikle mümkündür. Ancak orta ve büyük kapatılmamış ASD'lerde gebelik kalp üzerindeki yükü artırabileceğinden gebelik öncesinde mutlaka kardiyoloji değerlendirmesi yapılması önerilir.

Yetişkinlerde ASD kapatılabilir mi?

Evet. ASD yalnızca çocuklarda değil yetişkinlerde de kapatılabilir. Tanı geç konulmuş yetişkinlerde bile kateterle kapatma yöntemi başarıyla uygulanabilmektedir. Karar hastanın genel durumu ve açıklığın özellikleri göz önünde bulundurularak verilir.

Ailede ASD varsa çocuklarım risk altında mı?

Aile öyküsü riski biraz artırabilir ancak bu kesin bir geçiş anlamına gelmez. Ailede ASD tanısı olan kişilerin çocuklarının kardiyoloji açısından değerlendirilmesi önerilebilir.

Kaynaklar